- Yunanistan açıklarında 4.7 büyüklüğünde deprem
- CHP Keçiören İlçe Başkanlığı'na Saldırıda Karar
- Karşıyaka Belediyesi’nden Bakırçay Üniversitesi’ne bina tahsisi açıklaması
- İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden açıklama: Buca Metrosu'nu tamamlayacağız
- Konak’ta Makedonya rüzgarı esti: Başkan Mutlu, Enes İbrahim ve heyetini ağırladı
MHP'de 11 il teşkilatı feshedilmişti... Devlet Bahçeli'den 'içeriden büyüyen tereddüt' çıkışı
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
Değerli milletvekillerim, hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, sözlerimin hemen başında hepinizi en derin kardeşlik duygularımla, hürmetle, muhabbetle ve hasretle selamlıyorum. Cenab-ı Allah'tan hayırlarla, bereketle, sıhhatle, metanetle ve huzurla dolu bir hafta geçirmenizi niyaz ediyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya mecraları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu bir hayatın, asil bir yürüyüşün, sabırlı bir varoluşun mücadelesini veren bütün kardeşlerimize en iyi dileklerimi iletiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha siz kıymetli dava arkadaşlarımla aynı çatı altında bulunmaktan bahtiyar olduğumu ifade ediyor, her birinizi gönülden selamlıyorum.
'DÜNYA BİR İMTİHANDAN GEÇMEKTEDİR'
Dünya sıkıntılı bir imtihandan geçmektedir. Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir. Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir. İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız. İstikbali de konuşmak zorundayız. Yalnız hadiseleri sıralamakla yetinemeyiz. O hadiselerin hangi devlet aklı içinde anlam kazandığını, hangi millet vicdanında yer ettiğini, hangi tarihi yürüyüşün parçası olduğunu da izah etmek mecburiyetindeyiz.
'3 MAYIS GÖNÜLLERDE SÖNMEYEN BİR MEŞALEDİR'
Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. Türk milletine mensubiyet duygusunun ne kadar derin, ülküyle aydınlanan zihinlerin ne kadar diri, dava uğruna ölümü göze almış yüreklerin ne kadar dayanıklı olduğu 3 Mayıs'ın çilesinde, 3 Mayıs'ın iradesinde, 3 Mayıs'ın mertliğinde açıkça görülmüştür. O gün ayağa kalkanlar yalnız bir itiraz yükseltmediler. Aynı zamanda Türk milliyetçiliğinin hangi ruha, hangi ahlaka, hangi sadakate dayandığını da tarihe kazıdılar.
'MİLLET AYNI HUDUTLAR İÇİNDE YAŞAYAN KALABALIKLAR DEĞİLDİR'
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir sözü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün millet tasavvurunu en vecih şekilde ortaya koyan tariflerden biridir. Millet, yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş, beşerî ve siyasi bir terkiptir.
'MİLLET BÜYÜK BİR KADER ORTAKLIĞIDIR'
Millet, aynı göğe bakan, aynı toprağa emek veren, aynı bayrak altında vakar bulan, cenazede omuz omuza yürüyen, düğünde aynı sevinçle ayağa kalkan, tasada ve kıvançta birbirine yönelen büyük bir kader ortaklığıdır. Bir sazın telinde içi titreyen merhum Neşet Ertaş'ın “Kalpten kalbe bir yol vardır” deyişinde ifadesini bulan o görünmez muhabbet hattını hisseden, gönülden gönüle kurulan bağı kültür köprüsüne, vicdan hattına ve sadakat zeminine dönüştüren topluluğun adıdır millet. Merhum Barış Manço'nun “Buyurun dostlar buyurun” çağrısında yankılanan dostluk, paylaşma ve muhabbet duygusuyla birbirine yer açabilen, çoğalabilen ve kaynaşabilen büyük bir sentezdir millet. Çünkü millet dediğimiz hakikat sadece acıyla tahkim olunmaz, sevinci paylaşma ahlakıyla da olgunlaşır. Millet yasla yoğurulur, neşeyle tamamlanır. Hatıra ile kök salar, ülkü ile yükselir. Millet olmak, beraber yaşama arzusunun ötesinde beraber yürüme ahdidir. Beraber yürümenin üstünde ise beraberce tarih yapmak kudretidir. İşte 3 Mayıs'ı anlamlı, müstesna ve tarihi kılan esas ruh da burada saklıdır. 3 Mayıs, ülküleşmiş bir iradenin, şahsiyet kazanmış bir dava ahlakının tarih içinde görünür hale geldiği kutlu bir yolun kanla yıkanmış taşlarıdır.
'TÜRK KİMLİĞİNİ EZDİRMEMEK İÇİN TEK YÜREK OLMUŞTUR'
1944 yılının buhranlı ve karanlık ikliminde dünyanın üzerine savaşın sinsi sinsi gölgesi düşmüştü. Her renk ve her çeşitten millet yol ayrımlarında savruluyor, her devlet kendi istikametini koruyacak direnci arıyordu. İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna yaklaşıldığı o günlerde Türkiye, çok yönlü baskıların, ideolojik gerilimlerin, yön tayinli buhranların ve siyasi sancıların tam ortasında ağır bir tehdit altındaydı. Böylesi bir dönemde komünizm tehlikesinin kapımıza dayandığını gösterip devrin başbakanını açıkça uyaran mektuplarla başlayan süreç, 3 Mayıs'ta mahkeme salonlarına taşınmıştır. Türk milliyetçiliğini yargılamaya cüret edenlere karşı mahkeme salonlarına sığmayan, Sovyet emperyalizmi karşısında boyun eğmeyen bir irade milletimizin sinesinde yer bulmuştur. Ankara Adliyesini dolduran Türk gençliği, Türk kimliğini sosyalizme ezdirmemek, İslam'ı komünizme çiğnetmemek için tek yürek olmuştur. Milli bir ruhun önderliğinde başlayan protestolar, vatan için çarpan yürekleri söndürmek isteyenlerin üzerine kabus gibi çökmüştür. Merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş, Hüseyin Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Orhan Şahik Gökyay, Nejdet Sancar, Reha Oğuz Türkkan, Fethi Tevetoğlu, Cemal Oğuz Öcal ve nice Türk milliyetçisinin vatan ve millet sevdası yargılanmıştır.
'TEHDİT VARDI, TEREDDÜT YOKTU'
İnsan onurunun derinden yaralandığı, insan haklarının esamesinin okunmadığı, hukuk devleti ilkesinin hiçe sayıldığı, ceza muhakemesinin esaslarının çiğnendiği bu soruşturma süreci tarihimize kara bir facia olarak kazınmıştır. Vicdanı hür, zihni pür, alnı pak Türk gençleri, “tabutluk” adı verilen dar ve bunaltıcı hücrelere kapatılmıştır. Türk milliyetçileri açlıkla, susuzlukla, yalnızlıkla işkenceye, hizaya çekilmek istenmiştir. Türk milliyetçileri, suyu akmayan, hastalıkların kol gezdiği dört duvar arasında dize getirilmek istenmiştir. Fakat biliyoruz ki o tabutluklarda tahakküm vardı, teslimiyet yoktu. Tehdit vardı, tereddüt yoktu. Tahrik vardı, taviz yoktu. Bedel vardı, dönüş yoktu. Baş vermek vardı, baş eğmek yoktu. Merhum Hüseyin Nihal Atsız, çağ aşan bir seslenişle şöyle haykırıyordu. "Delinse yer, gökse gök, yansa kül olsa dört yan, yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan, ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz." İşte bu haykırış, Türk milliyetçilerinin çileyle yoğrulmuş, imtihanlarla sınanmış karakterleridir. Zulümlere aldırış etmeyen, fikrini mahkûm etmeyen yiğitlerin hikâyesidir. Demir parmaklıkları kırıp geçen, tabutluklara sığmayan yağızların sesidir. Budandıkça serpilen, bilendikçe keskinleşen dava adamlarının destanıdır. Çünkü Türk milliyetçiliği geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davasıdır. Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil, asırları inşa etmeye namzet olan insanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır.
'3 MAYIS ŞAHSİYET VE AİDİYET İRADESİNİN TARİHİ İLANIDIR'
İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi'ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp, bir ahlak, bir şahsiyet, bir mücadele disiplini halinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi, millî varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin karakter mayasıdır. 3 Mayıs, şahsiyet ve aidiyet iradesinin tarihi ilanıdır.
MHP, MAYASI BOZULMAMIŞLARIN SON SIĞINAĞIDIR'
Milliyetçi Hareket Partisi devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, son sığınağıdır. Bu dava hatırlayanların değil taşıyanların davasıdır.
Dün Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini mahkûm etmeye kalkışanlarla bugün Milliyetçi Hareket Partisi'ne saldıranlar aynı habasetin, aynı husumetin, aynı hesaplaşma hırsının peşindedir. Sonuç yine değişmeyecektir. Çünkü bu hareketin kökleri Türk'ün binlerce yıllık ülküsündedir. Bu hareketin mazisi ülkücü şehitlerimizin aziz hatıralarıyla yazılmıştır. Bu hareketin dayanağı büyük Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi ayaktaysa Türk milletinin geçmişi çiğnenemeyecek, şehidin kanıyla suladığı toprak kirletilemeyecek, bayrak indirilemeyecek, ezan susturulamayacaktır. Dava yalnız yürekte taşınarak yaşamaz, hayata geçirilerek yaşar.
"BÜYÜK DAVALAR İÇERİDE BÜYÜYEN TEREDDÜTLERLE DE SINANIR"
Milletle ve devletle buluşmayan bir iddia tarihte kök salamaz. Bu sebepledir ki Türk milliyetçiliği bir nizam arayışıdır. Bir devlet tasavvurudur. Bir medeniyet iddiasıdır. Bugün aynı ülkeye gönül vermiş kimi dava arkadaşlarımızın farklı mecralara savrulmuş olması, davanın yükünün ne kadar ağır olduğunu göstermektedir. Büyük davalar sadece dışarıdan gelen saldırılarla sınanmaz, içeride büyüyen tereddütlerle de sınanır. Ancak bilinmelidir ki milliyetçilik aynı ülküye, aynı istikamete, aynı kader duygusuna tutunarak güç kazanır. Türk milliyetçiliğini geçmişe hapsetmeye çalışanlarla onu hamasi sloganlarla indirgeyenler aynı yanlışa düşmektedir. Çünkü milliyetçilik, bir milletin hafızasını, haysiyetini ve kendi kaderini tayin hakkını aynı çizgide buluşturan yüksek bir farkındalık halidir.
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
Gülistan Doku soruşturmasına 'tanıdık' müfettiş
Gülistan Doku’nun 6 yıldır aydınlatılamayan kaybına ilişkin soruşturma kritik bir aşamaya girerken, dosyaya siyasi geçmişi tartışma yaratan müfettiş Arif Yıldırım’ın atanması ise soruştur...
8 kentte yasa dışı bahis operasyonu: Tutuklamalar var
Gaziantep merkezli 8 kentte "yasa dışı bahis" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 81 şüpheliden 70'i tutuklandı. 11 zanlı is...
Eski AKP'li belediye başkanı dahil 29 kişi tutuklandı!
Şanlıurfa'da kayyımın yönettiği Halfeti Belediyesi'nde "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamalarından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında e...
Meteoroloji açıkladı: Sıcaklıklar artıyor, sis ve yağış bazı bölgelerde sürecek
Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 28 Nisan Salı gününe ilişkin hava durumu raporunu paylaştı. Rapora göre hava sıcaklığının yurdun kuzey kesimlerinde 1 ila 3 derece azalacağı, diğer yerl...
DEM Partili Temelli: 'Beklenen temel yasa Meclis'e gelmeli'
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "sürece" ilişkin yaptığı açıklamada, "Beklenen 'Temel yasa' ya da 'Özel yasa' artık bunun ismi koyulup Meclis'e gelmelidir. Bu yasa hazırlanmalı...
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında 'tutukluluk' kararı
Gülistan Doku soruşturması şüphelisi eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in tutukluluğuna yönelik itirazın reddine karar verildi. Edinilen bilgiye göre, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı taraf...
Kahramanmaraş’ta acı dinmedi: CHP heyeti ailelerle buluştu
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in talimatıyla oluşturulan CHP heyeti, Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleriyle görüştü. C...
Orman yangınlarında riskli illerin valileriyle koordinasyon toplantısı...
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Orman Yangınlarında Riskli İllerin Valileriyle Koordinasyon Toplantısı" bir araya geldi. Bakan Yumaklı, bu yıl o...
Ankara'da Bakanlığa yürümek isteyen maden işçilerine polis müdahalesi
Günlerdir Ankara'da, Kurtuluş Parkı'nda hakları için direnişlerini sürdüren maden işçileri, bugün bir kez daha Enerji Bakanlığına yürümek için harekete geçti. Milletvekillerinin de destek...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Sinem Kobal: Kızlar Kenan’ı yumuşattı, şimdi benden daha feminist!
Sinem Kobal, Ahmet Mümtaz Taylan’ın sunduğu ‘Empati’ programına konuk oldu. Meslektaşı Kenan İmirzalıoğlu’yla evli olan ve iki kız çocuğu bulunan ünlü oyuncu, annelik hakkında konuştu: “A...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Göz sağlığında 'sessiz hırsız' uyarısı
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Karahan, hiçbir belirti vermeden ilerleyen ve kalıcı görme kaybına yol açan glokom (göz tansiyonu) hastalığına karşı uyardı. "Sessiz hırsız" olarak nitelendirilen bu hastalığın yarattığı hasarın geri döndürülemez olduğunu vurgulayan Karahan, rutin kontrollerin hayati önem taşıdığını belirtti.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.