Abdullah Öcalan'dan 'ortak rapor' değerlendirmesi
Süreç komisyonunun "oy çokluğuyla" kabul ettiği ortak rapora ilişkin DEM Parti, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın değerlendirmesini paylaştı. Öcalan, raporu “tarihsel önemde bir başlangıç” olarak nitelendirerek sürecin silah yerine siyasetin belirleyici olduğu yeni bir dönemin kapısını araladığını savundu.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos 2025’te başladığı çalışma sonucunda ortak raporunu geçen hafta tamamladı.
51 üyeli komisyonda raporun onaylanması için yapılan toplantıda en az 31 "evet" oyu arandı.
Komisyonun, ortak raporu oy çokluğuyla kabul etti. DEM parti rapora şerh koyarak kabul oyu verirken, TİP ve EMEP dışındaki tüm partiler de kabul oyu verdi.
Böylece rapor 2 ret, 1 çekimser oyla; oy çokluğu ile kabul edilmiş oldu. Komisyonda CHP’li Türkan Elçi, çekimser oy kullandı. Elçi’nin faili meçhul cinayetlerle ilgili vurgu olmaması sebebiyle çekimser kaldığı öğrenildi.
ÖCALAN'DAN "ORTAK RAPOR" DEĞERLENDİRMESİ
Son olarak DEM Parti Basın Bürosu, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın ortak rapora ilişkin değerlendirmesini paylaştı.
Partinin yayımladığı metne göre; Öcalan şu ifadeleri kullandı:
"TBMM 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' dün itibariyle raporunu yayınladı. Raporun yayınlanmasıyla birlikte ülke ve bölge gündemine oturması, siyasal açıdan ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Bu rapor, Sn. Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle Sayın Bahçeli'nin çağrısına benim cevap olmamla İmralı'da başlayan diyalog sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlgili tüm tarafların bu gerçekliği teslim ederek raporun gerektirdiği yasal ve kurumsal pratik süreci başlatması, silahın kesin olarak gündemimizden çıkmasını garanti edecektir. Raporun çıkarılması için çalışan siyasi partilere ve hitap ettikleri kitlelere, bu sürecin ilerlemesi için canla başla çalışan, emek veren herkese ve barış süreci için çalışırken vefat eden değerli yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder'e emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.
İmralı’da yürüttüğümüz diyalog süreci ciddi bir mücadeledir. Geleceğimizi kurtarmak isteyen herkesin yoğun emekleriyle sürdürülmektedir. Aynı şekilde Komisyonun değerli üyeleri de oy hesabı yapmadan bu süreci parlamentonun çözümüne sunmuşlardır. Dolayısıyla ortaya çıkan raporu, şimdiye kadar Meclis komisyonlarının çıkardıkları raporlara benzetmek, atılan adımın tarihsel önemini idrak etmemek demektir. Onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak rapora yaklaşmak en doğrusudur.
Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bütün siyasal çevreleri ayakları yere basan politikalar üretmeye zorlayacaktır. Gerçeklikten kopuk, dar siyasi gündemlere sıkışıp kalmış çevrelerin ucuz siyaset yapma zeminlerini ellerinden almıştır. Rapora karşı çıkan siyasi partilerin gerçek gündem yerine kendi dar bakış açılarında ısrar etmesi en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır. Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir."
DOĞRU YAKLAŞIMI TUTTURMAK
"Bu raporla sorunların tümden çözüldüğü/çözüleceği yanılgısına da dikkat çekmek gerekir. Bu bir başlangıçtır. Türkiye'nin demokratikleşmesi, demokrasi ikliminin merkeze, yerele ve tüm çevrelere yayılması ve daha sayısız birikmiş sorunlara bir raporla cevap olunamayacağı açıktır. Ancak rapor önemli bir başlangıçtır. Sonuç alıcı hale gelmesi, gereklerinin pratikte gerçekleşmesi yine mücadeleye bağlı olacaktır. Rapor parlamentonun gündeminde de uzun süre kalabilir, çeşitli çevreler diyalog sürecini sabote etmek için bu süreçten yararlanabilir. Bütün bunlar bizler için şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak eskisi gibi böylesi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda değiliz. Doğru bir yaklaşımla böylesi hamleleri de atlatabiliriz.
Rapor bir kavram seti sunmaktadır. Demokratik bir mücadele ve diyalogla hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, Cumhuriyetin nasıl demokratikleştirileceğine dair de bir yol haritası sunmaktadır. Bu nirengi noktasıdır.
Örgütün sürecin ruhuna uygun adımlar atması içinde bulunduğumuz tarihi anın gereğidir. Demokratik inşa silahla ve çatışmayla değil, diyalogla ve karşılıklı birbirini anlamayla gerçekleşecektir. Hukuki güvence olduğu müddetçe hiçbir kesim şiddete, silaha, çatışmaya meyletmez; meyletmesi durumunda da tecrit olmaktan kurtulamaz.
Artık ülke gündemini silahın değil siyasetin belirleyeceği bir dönem başlamış olacaktır. Hukuki güvenceyi sağlayacak olan da demokratik bilinçtir, zihindir. Yürekle, bilinçle sürece sahip çıkılmadıktan sonra hangi hukuk maddesi kimi koruyabilir? Hukuki güvencenin sağlanması önemli bir adımdır. Süreci başarıya götürecek olan demokratik siyaset çalışmalarıdır."
KARDEŞLİK VURGUSU
"Raporda dikkat çeken bir husus da Kürt-Türk kardeşliğine, kaderdaşlığına yapılan vurgudur. Geçen yüzyılda tarifsiz acılar yaşandı. Sonuçta ilk kez resmi bir raporda Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yapılması önemli bir adımdır. Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin de yapılmasına yönelik olacaktır.
Eğer siyaset gereği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlenmesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden ve demokratik toplumun yararına bir gelişme yaratamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır. Demokratik mücadele ve demokratik bilinç olmadan, istenilen tarzda bir anayasa çıksa bile bir anlam ifade etmez.
Yine bir norm-dışı güç ortaya çıkacak, anayasayı rafa kaldırıp kendi yasalarını topluma dayatacaktır.
Siyasetin gücü silahın gücünden çok daha sonuç alıcıdır. Silah yeni sorunlara yol açarken, siyaset sorunları çözmeyi esas alır. Ancak siyaset de sonuçta "mümkün olanın sanatıdır" ve mümkün olanı sağlayacak olan da demokratik mücadeledir. Sürece siyasetin yön vermesi için eskisinden daha fazla emek, sorumluluk ve mücadele gerekecektir.
Tekrarlıyorum; bu bir sonuç değil, bir kapı aralamadır. Tarihsel kardeşliğe geri dönülmüştür. Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtlerin rolü az değildir. Ancak bu emeğine ve çabasına sahip çıkmayan Kürt önderleri, zayıf bir örgütlülükle ve tepkisel isyanlarla durumu kurtarmaya çalışmışlardır. Kürt liderleri, başarısız girişimlerle kendi sonlarını getirmekten kurtulamamışlardır.
Rapor içeriği demokrasiye açıktır. Bu da başlangıç için umutlu olmamızı sağlayan en önemli etkendir. Bu sözleşmenin akamete uğramaması demokrasi güçlerinin elindedir. Parlamentonun büyük bir çoğunluğunun bu sözleşmeyi imzalamış olması konsensüsün ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.
Hiç kimsenin rehavete kapılma lüksü yoktur. Asıl mücadele şimdi başlamaktadır. Zor ama başarının imkân dahilinde olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz. Son bir yılda yürütülen diyalog sürecinin bir sonucudur bu. Ancak son yüzyıldaki yaraların sarılması için bu ilk adım sadece bir yol haritası sunmaktadır.
Tarihten ders çıkarılıp en küçük bir adıma bile sahip çıkılması doğru siyasal tavırdır. Barış ve demokrasinin topluma mal edilmesi, ona uygun düşünce ve zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur. Rapor bunun yolunu açıyor. Bu bir imkandır ve sonuna kadar yararlanılmalıdır."
Cumhuriyet
Yorum Ekle
Diğer Haberler
İYİ Partili Kavuncu'dan Gürlek ve Çiftçi'ye çağrı
İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nda gerçekleştirdiği basın toplantısında bakanlara “tarafsızlık” çağrısında bulundu. Kavuncu, “Biz polislerimizin neden ...
Tanju Özcan adliyeye sevk edildi... CHP'li vekiller Bolu'da
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, "Bizler faniyiz, geçeceğiz ama siz devletsiniz ve burada milletin yüzüne her zaman bakacaksınız. O yüzden utanacağınız ve bu adalet binasını utand...
'Süreç yasaları, hızlı bir şekilde Meclis'e getirilerek yasalaşmalı'
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, süreç komisyonunun nihai raporu ve terör örgütü PKK'nin lideri Öcalan'ın ikinci '27 Şubat' çağrısına ilişkin, "Hızlı bir şeklide Mecli...
6 Ayrı Organize Suç Örgütüne Operasyon: 65 Kişi Yakalandı
İçişleri Bakanlığı sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, "5 ilde 6 ayrı organize suç örgütüne yönelik jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda 394 milyon TL hesap hareketi bu...
Bakan Bolat duyurdu: Türkiye-İran arasında yolcu geçişleri durduruldu
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye-İran sınırında bulunan gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durum olmadığını belirterek, "Her üç gümrük kapılarında günübirlik yolcu geçişleri kar...
Korkut Boratav da Aralarında.... 'Laiklik Bildirisi' İmzacıları İfadeye Çağrıldı
"Laikliği birlikte savunuyoruz” açıklamasına imza atan isimlerin bir kısmı emniyet tarafından ifade vermeye çağrıldı. İfadeye çağrılanlar arasında 90 yaşındaki Prof. Dr. Korkut Boratav da...
Hakan Fidan'dan 7 ülkeye telefon
ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan saldırılarının ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Körfez'deki yedi ülkenin dışişleri bakanlarıyla görüşerek saldırıların sona ermesi için atılabilec...
CHP lideri Özgür Özel'den iktidara 'İran' çağrısı
Burdur'da düzenlenen ''Millet İradesine Sahip Çıkıyor'' mitinginde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye'nin çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran'ın toprak bütünlüğü...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
İlker Ayrık ve Şevket Çoruh Dubai’de mahsur kaldı!
'Bir Baba Hamlet' oyunu için Dubai'de bulunan ünlü oyuncular İlker Ayrık ve Şevket Çoruh, bölgedeki çatışmalar nedeniyle uçuşların iptal edilmesi sonucu mahsur kaldı. Ailesiyle birlikte b...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Toz, akciğer hastalıklarını tetikliyor!
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aygül Güzel, günün büyük kısmını kapalı alanlarda geçiren çalışanların gözle görülmeyen sağlık riskleri ile karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Prof. Dr. Güzel, halı liflerinden yazıcı tonerlerine, temizlenmeyen klimalardan yetersiz havalandırmaya kadar pek çok etkenin solunum sağlığını tehdit ettiğini ifade etti.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.