- CHP'li büyükşehir belediye başkanlarından ortak açıklama: 'Özgür Özel liderliğinde, partimizi iktidara getireceğiz'
- CHP'den emekliler için yeni hamle: Salı günü işaret edildi
- Fazıl Say'dan görevinden alınan Tan Sağtürk'e veda
- Emekliler aşevine muhtaç kaldı
- Danimarka’da ABD karşıtı kitlesel protesto: "Grönland’a dokunma!"
CHP'den emekliler için yeni hamle: Salı günü işaret edildi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasına tepki göstererek, “Açlık sınırı 39 bin, yoksulluk sınırı 90 bin lira. Bu koşullarda 5 milyon emekliyi 20 bin liraya mahkûm etmek ölüme ve sürünmeye mahkûm etmektir” dedi. Tanrıkulu, salı günü Meclis’te en düşük emekli aylığına ilişkin yeni bir çalışma yürütüleceğini belirterek, rakamın yükseltilmesi için muhalefet partileriyle birlikte hareket edeceklerini söyledi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin derin bir demokrasi, yargı ve yoksulluk krizi yaşadığını söyledi. En düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesi için Meclis’te mücadele ettiklerini belirten Tanrıkulu, yargıdaki uygulamalara ve Suriye politikasına ilişkin de sert eleştiriler yöneltti.
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında konuşan Tanrıkulu, şunları kaydetti:
"Türkiye ağır bir demokrasi krizi yaşıyor uzun zamandan beri. Bu kriz her alanda kendini gösteriyor. Gerçekten geçmişle bugünü karşılaştırdığımızda ağır bir insan hakları ihlali var bütün Türkiye'de. Yargının yarattığı çok derin sorunlar var. Demokratik siyaset büyük baskı altında Türkiye'de. Ve inanılmaz bir biçimde yoksulluk var. Ekonomik yetersizlikler var. Toplumun bütün kesimleri bundan etkileniyor.
“20 BİN LİRA EMEKLİLER İÇİN ÖLÜME MAHKUMİYETTİR”
Biz en düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesini savunuyoruz. Zira Türkiye'de açlık sınırı yaklaşık 39 bin liradır, yoksulluk sınırı yaklaşık 90 bin liradır. Bu ortam içerisinde yaklaşık 5 milyon emeklinin 20 bin lira gibi bir ücrete mahkum edilmesi onların aslında ölüme mahkum edilmesidir, sürünmeye mahkum edilmesidir."
“EMEKLİLERE DİYARBAKIR’DAN SÖZ VERİYORUZ”
Tanrıkulu, salı günü Meclis’te muhalefet partileriyle birlikte bu rakamın yükseltilmesi için çaba göstereceklerini söyledi. Sürecin yalnızca CHP’nin değil, farklı partilerin de desteğini aldığını vurgulayan Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu süreci destekleyen diğer muhalefet partilerle birlikte DEM Parti ile, İYİ Parti ile, Meclis’te bulunan Yeni Yol Partisi’yle hatta açıklamasıyla bu süreci destekleyen Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte önümüzdeki salı günü bu rakamın yükseltilmesi ve emeklilerin onurlu bir yaşam düzeyinde yaşamlarını sürdürebilecek bir noktaya yaklaşması için çaba içerisinde olacağız. Buradan Diyarbakır'dan emeklilere bu sözü veriyoruz. Emekli yurttaşlarımıza da Diyarbakır'dan bu sürece destek vermelerini talep ediyoruz.”
“YARGI SİYASAL HESAPLARIN ARACI HALİNE GETİRİLDİ”
Tanrıkulu, "Siyasette rekabet olur ama teamüllere, özel yaşama müdahale olmaz. Olmaması lazım. Bunlar siyasetin, yargının yazılı olmayan kurallarıdır. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı maalesef siyasette bir tahammül bırakmadı, bir nezaket bırakmadı. Kan davasında bile olmayacak. Kan davasında ve düşmanlıkta bile olmayacak yöntemleri deneyerek siyasetini sürdürmeye çalışıyor. Bunların onlara bir yararı yok. Yargıya bu izni verenler, yargının bu uygulamalarını hoşgörüyle karşılayanlar, destekleyenler bilsinler ki devran döndüğünde bu yargı onlara daha beterini yapabilir. O yüzden siyasetin buna izin vermemesi lazım. Karşı çıkması lazım ama görüyoruz ki siyasette o nezaket de o tahammül de kalmadı. Ama kimse endişe etmesin bunlarla baş edeceğiz. Bu gerçekten etik dışı, Türkiye'nin yarattığı değerlere bile aykırı olan bu uygulamaları buradan bir kez daha ben de kınıyorum ve bunları unutmayacağımızı da buradan ifade ediyorum" ifadesini kullandı.
“SURİYE’DE ÇOĞULCU VE DEMOKRATİK BİR REJİM İNŞA EDİLMELİ”
Tanrıkulu, “Suriye'deki gelişmeler, Kürtlerin içinde bulunduğu durum Kobani’de yaşanan gelişmelerden itibaren hatta öncesinden itibaren Türklerin ortak duygusu ve ortak vicdanı olmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi de özellikle Kobani’deki IŞİD saldırılarında Sayın Erdoğan'ın başbakanken ifade ettiği 'Kobani düştü düşecek' sözleriyle birlikte o duygudan uzaklaşmış ve Kürtlerle olan bağını kopma seviyesine getirmiştir. Aradan geçen 10 yılda bunu onarmadığı gibi son Suriye'deki gelişmelerle, özellikle Halep'teki gelişmelerle o bağı da onarılmaz bir biçimde maalesef bir kez daha kırmıştır, yaralanmıştır. Benim gördüğüm, hissettiğim, kendimin de hissettiği şudur. Suriye'deki bütün kimliklerin, inançların, Suriye'deki hakların ortak iradesine dayalı çoğulcu demokratik bir Suriye rejimi inşa edilmelidir. Orada savaşı, operasyonu değil bir arada yaşamayı ve toplumsal savaşı savunmalıyız. Kürtler diğer Suriye hakları gibi Suriye'de büyük bedel ödediler. Kendi canlarına, kendi topraklarına, kendi yaşamlarına küresel vahşet örgütü İşid'in ve diğer grupların yaptığı saldırıları göğüslediler, karşı çıktılar, dünyanın vicdanı oldular. İşid’e karşı bütün insanlığa bütün insanlığın savaşını yürüttüler orada. Bütün dünyanın savaşını yürüttüler orada. Aynı zamanda ve büyük bedeller ödediler, birçok insan yaşamını yitirdi, bedel ödendi. Şimdi o bedele yeni bedeller ekleniyor. Duygu olarak da yaşam olarak da. Bunu kabul etmek mümkün değil" diye konuştu.
“KÜRTLERLE BÜYÜK DUYGUSAL KOPUŞLAR YAŞANIYOR”
AK Parti’nin dili ve politikalarının Kürtlerle derin kırılmalara yol açtığını savunan Tanrıkulu, "Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurduğu dil, uyguladığı politika bilinsin ki Kürtlerin yaşadığı her yerde büyük kırılmalara ve büyük duygusal kopuşlara neden oluyor. Bu Ankara'da da böyledir. İzmir'de de böyledir. İstanbul'da da böyledir. Dolayısıyla yani söylediğiniz her sözün ne anlama geldiğini ve hangi kalbi kırdığını, hangi duyguyu kırdığını çok iyi hesaplamak durumundasınız” dedi.
“KAPI OBAMA’NIN TELEFONUYLA AÇILDI”
Tanrıkulu, şunları söyledi:
"Bu coğrafyada sınırlar bir harita çizgisinden ibaret değil. Sınırın diğer tarafında yaşayanlar bizim kardeşlerimiz, halkımızın bir parçası aynı zamanda. Dolayısıyla yani buna sadece bir sınır deyip geçemezsiniz. Suriye'deki mesele bir dış politika meselesi değil, kendimizin meselesidir. Ama ne olmuş? Bakın kapılar kaç gün kapalı kaldı, insanlar Türkiye'nin her yerinde ayaklandılar neredeyse. Ne zaman kapı açılmış biliyor musunuz? Aşağı yukarı biliyorduk ama bu kadar açık bilmiyorduk. Ömer Çelik geçtiğimiz pazartesi günü itiraf etti. Barack Obama, ABD Başkanı Sayın Erdoğan'ı aramış. Erdoğan'ı aradıktan sonra kapı açılmış.
Peki sormazlar mı ya, buradaki yaşayan insanlar, orada yaşayan insanlar halkınızın bir parçası değil mi? Yurttaşların bir parçası değil mi? Barack Obama'nın araması mı lazımdı o kapının açılması için? Peşmergenin 29 Ekim 2014'te buradan oraya gelmesi için Barack Obama'nın araması mı lazım? Veya siz neden yani kendi askerlerinizi, kendi güçlerinizi orada Kürtlerin katliama uğramaması için neden oraya göndermediniz? Neden o katliamı siz değil de Kürdistan Bölgesel Yönetimden gelen peşmerge gelerek önledi. Bakın Barack Obama telefon açmazsa o kapı da açılmayacak. Bundan daha berbat bir şey olabilir mi? Daha berbat, daha kötü bir şey olabilir mi Türkiye açısından, bizim açımızdan? Bakın bugün de o anlayışın devamını yaşıyoruz.”
ANKA
Yorum Ekle
Diğer Haberler
'Özel jeti var' iddiaları sonrası gerçek ortaya çıkmıştı: Sahibi AKP'li çıktı, sitesi erişime kapatıldı
Ekrem İmamoğlu ile ilgili iktidara yakın medyada görülen ''özel jeti var'' iddiaları sonrası jetin ait olduğu Ziver Air şirketinin sahibinin AKP Elazığ milletvekili aday adayı olan Veysel...
Görevden alınmıştı: Bakan Ersoy'dan 'Tan Sağtürk' açıklaması!
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevinden alınan Tan Sağtürk, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un danışmanı oldu. Haberi Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı payl...
CHP lideri Özgür Özel'den Hatay mitingi öncesi dikkat çeken mesaj!
Hatay'da bugün düzenlenecek 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi öncesi bir paylaşımda bulunan CHP lideri Özgür Özel "Umudu büyütmek için, yeniden bir olmak için bugün 82. eylemde Hat...
Meteoroloji'den kar ve kuvvetli rüzgar uyarısı!
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 17 Ocak Cumartesi gününe ilişkin hava durumu raporunu yayımladı. Rapora göre; 13 il için sarı kodlu uyarı yapılırken, AKOM cumartesiyi pazara bağlayan gece ya...
Meclis’te tehdit krizi büyüyor: ‘Parlamentoyu, PKK’nın kampı zannediyorlar’
TBMM Genel Kurulu’nda Karayolları Trafik Kanunu teklifi görüşmeleri sırasında DEM Parti ile İYİ Parti arasında yaşanan gerilim sürerken, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan’ın İYİ Partili Ş...
Uyuşturucu soruşturmasında tutuklanmıştı: Ümit Karan'ın ifadesi ortaya çıktı!
Ünlülere yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan Ümit Karan'ın ifadesi ortaya çıktı. Karan'ın "Benim gece hayatım var ama uyuşturucu kabul etmem, başkalarının yuvalar...
SGK, yurt dışı ilaç listesini güncelledi: Resmi Gazete'de yayımlandı!
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nun kararıyla yurt dışından temin edilen ilaçlara ilişkin listede güncelleme yapıldı. Resmî Gazete’de yayımlanan teb...
''HTŞ rejimine aktif destek sunan yaklaşım kabul edilemez''
DEM Parti'nin dün düzenlenen Parti Meclisi (PM) toplantısına ilişkin sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, Halep ve Suriye genelinde devam eden saldırılara ilişkin, "Türkiye’nin bu süre...
SOSYAL MEDYA
MAGAZİN
Tarkan'dan 7 yıl aradan sonra İstanbul'da ilk konser!
Ünlü şarkıcı Tarkan yaklaşık yedi yıl aradan sonra İstanbul’daki ilk konserinde sevenleriyle buluştu. Şarkıları ve sahne şovlarıyla gündemden düşmeyen Megastar lakaplı Tarkan, 7 yıl arada...
TEKNOLOJİ
EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ
Uzman: ‘Uzun vadede stres nöronları öldürüyor’
Stresin beynin kimyasal yapısını etkilediğini belirten Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Buse Çağla Arı, "Uzun vadede stres nöronları öldürüyor, Parkinson ve demans gibi hastalıklara kapı aralıyor" dedi. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Buse Çağla Arı, uzun süreli stresin beyinde yarattığı görünmez tahribatı anlattı.





Yorumlar
Bu haberde yorum bulunmamaktadir.