Yukarı
7

Av. Anıl Selek

Depresyondayım

20 Eylül, 2018

   Geçtiğimiz köşe yazımda negatif halüsinasyon konusuna değinmiş ve ülkemizde en çok rastlanan psikolojik rahatsızlıklarla ilgili bir araştırma yaptığımdan ve bunu da başka bir yazımda paylaşacağımdan bahsetmiştim. Bu yazımdaki konu da psikolojik ratahsızlıklar

   Hemen her gün bir yerlerde cinayet işleniyor, intiharlar oluyor, başta trafikte olmak üzere on binlerce kavga, çok daha fazla sayıda da karşılıklı ağız münakaşası oluyor. Peki bu normal mi? Her yerde böyle mi?

   Öncelikle şunu belirteyim olumsuz davranışlar ve kötü psikolojiden kaynaklı eylemlerle ilgili araştırmalar göstermektedir ki batı ve Kuzey Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Avrupa ülkeleri ile aramızda çok büyük farklar var. Ülkemizde başta evde ve işyerinde olmak üzere okulda, trafikte ve başka sosyal ortamlarda insanların birbirlerine karşı sergilediği şiddet, kötü söz ve davranış ya da surat ifadesi her geçen gün daha da artarak kötüye gidiyor. Bunların sebepleri arasında sosyal çevre baskısı, ekonomik zorluklar, ailede yaşananlar, çevresel faktörler ve gelenekler sayılıyor. Araştırmalara göre ülkemizde en sık rastlanan psikolojik rahatsızlıkları saymaya başlayalım.

   1-Sinik (cynic) kişilik. Bu kişilik türü tutkusuzluk, alaycılık ve aşağılama ile bağlantılı bir yaşam felsefesi sunuyormuş. Bu insanlara göre ortalama bir insanın devlet işlerini değiştirme gücü olamaz. Toplumsal meselelerde aktif rol oynamanın işe yaramayacağını düşünürler. Dünya,çok güçlü bir kaç kişi tarafından yönetiliyor ve seçimlerin mantığı yoktur (!) Hayatlarının dış güçler tarafından yönetildiğine inanan insanlardır.

   2- Narsistik kişilik. Dediği dedik, ikili ilişkilerde sürekli üstün olmak isteyen, aşırı rekabetçilik, kendini teşhir etme takıntılı, şöhret arayışında olan ve diğer insanları kendi amaçları doğrultusunda kullanma isteği öne çıkan kişilermiş. İpotekli evler ve rehinli araçlarla ortada dolaşan sahte zenginler, estetik müdahalelerle poz veren sahte güzeller vs.vs..Ne yapsın adamlar? Böyle bir dünyada kendini beğenmeyip de neyi beğensinler ?

   3- Sheilaizm. Sheila Larson adında yeni bir din yaratan kadından esin alınarak ortaya çıkarılan bir olgu. Kendi fantazileri içinde kendi dinini yaratan insanlarmış ki sayısı her geçen gün artıyormuş.

   4- Şöhrete tapınma sendromu. Bu sendrom bir çeşit akli dengesizlikmiş. Bu sendroma sahip insanın şöhret tapınması eğlence düzeyinde kalmıyor, şöhrete tapındığı kişiyle ilgili fiili tavır ve davranışlar ön plana çıkıyormuş. Belki de bu yüzden birilerinin kılı olmaya özenenler var aramızda (!)

   5- Antisosyal kişilik bozukluğu. Sosyal koşullara uymakta zorluk çeken “benim görüşüm önemlidir” diyen aynı zamanda başkalarının görüşlerinin yanlış ve alakasız olduğunu düşünmekte ısrarcı ve kullandıkları dil ise son derece antisosyal kişilermiş. Sosyal medyadaki siber magandalar buna en güzel örnektir. Bu tür insanlar kişisel ahlakından da çok mutluymuş.(!)

   6- Fiziksel kibir. “Vücudumu sergilemeyi seviyorum” ruh halinde, pahalı ve dikkat çekici kıyafetleri giymeye eğilimli insanlarmış. Dış görünüşlerini, başkalarından statü ve ilgi görmenin yolu olarak görür kendilerini izlemeyi, aynada kendilerine bakmayı severlermiş. Kafaları Paris Hilton ile aynı çalışan “Benim kahramanım Barbie; hiçbir şey yapmıyor olabilir ama her zaman harika görünüyor.” Diyen kibirlilermiş.

   7- Bipolar Bozukluk. Bu insanlar depresif ve manik dönemler arasında gidip gelir, depresif olduğunda kendini bitkin hisseder, manik döneminde heyecanlı ve coşkulu olup kendini riske atarlarmış. “Manik depresif bozukluk” da denen bu rahatsızlığa çevremizde de sıkça rastlıyoruz.

   Geçtiğimiz ay Fransa, Almanya, Belçika ve Hollanda’daydık. Neredeyse gezdiğimiz tüm yerlerde şehir temiz ve düzenli, insanlar güler yüzlü, trafik sakin ve araçlar yayaya saygılıydı. Nerdeyse sokaklarda polise hiç rastlamadık, korna sesini ise hemen hemen hiç duymadık. Bu ülkeler hatırı sayılır sayıda farklı ülkelerden göç de almışlardı. Afrika ülkelerinden, Asya’ya, Arap ülkelerinden Türklere pek çok farklı ırk ve kültürden insan vardı. Bu insanlar da aynı görüntüdeydi, yani mutlu, güleryüzlü ve saygılı. Aklıma gurbetçi dediğimiz kitlenin Türkiye’deki davranışları geldi. Şaşılacak bir hızla birçoğu buradaki atmosfere uyum sağlayıp trafikte saygısız, korna çalan, kırmızı ışıkta geçen, yere tüküren ve yere çöp atan insanlara dönüşüyorlardı. Demek ki bazı rahatsızlıklar ve olumsuzluklar ırkla alakalı değildi. Yaşadığımız yer daha doğrusu koşullar ve kurallarla alakalıydı.

   Ne diyelim? Varsa bizde de psikolojik rahatsızlık biz değil bizleri bu hale getiren koşullar ve idarecilerimiz utansın. Bu arada bir taraftan yazıyı hazırlarken bir taraftan da radyo dinliyorum. Son satırlarımı yazarken çalınan şarkıysa çok manidar! Göksel’den “depresyondayım”. Aman siz siz olun akıl sağlığınıza dikkat edin, depresyona mepresyona girmeyin. Allah Allah depresyon neyse de mepresyon nerden çıktı? Yoksa yoksa? …. Neyse kriz mriz çıkmadan yazıma son vereyim maazallah işin ucu başka yerlere kaçmasın.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Sedat Doğan Türkiye’ye döndü

Işın Karaca'nın kısa bir süre önce hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı ilk eşi Serhat Doğan, bir süredir Brezilya'daydı. Karaca'nın ikinci eşi Tuğrul Odabaş'ı tehdit eden Doğan, 2,5 yı...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Kış depresyonundan korunma yolları

Kışın gün ışığının azalması depresyon riskini artırıyor. Sorunun; melatonin hormonunun düzensiz salgılanması ve beyinde biyolojik ritmi sağlayan bölgenin yetersiz uyarılması nedeniyle oluştuğu düşünülüyor...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR