Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Yörükler, Yayla yolunda, Yıldızların altında göçerler…

13 Temmuz, 2019

   Dört gün boyunca doğa, tarih ve kültürel etkinliklerle, dostların yolunda yürüdük!..

   Kekik kokularında, çam ağaçlarına teslim olduk…

   Doğa aşkıyla baş başa ve her şeyden uzakta!..

   Yörük kültürünün bir parçası olan ve göçü sembolize eden, geleneksel “16. Göcek-Gürsu-Pırnaz Yayla Yürüyüşümüze” coşkuyla başladık.

   Bin yıldır devam eden sahilden, yaylaya göçün geleneğini sürdüren Göcekliler, 2003 yılında ilk defa dostlar arasında gerçekleştirilen Göcek yayla yürüyüşüne başlamışlar.

   Her geçen sene artan katılımlarla bu etkinliğin geleneksel ve kitlesel bir etkinlik haline gelmesini sağlamışlar.

   İkinci yürüyüşte Darpaklı Şerif Hoca'nın bir türkümüz olsun fikriyle her geçilen yerin adının içinde bulunduğu dizeler oluşturulmuş. Daha sonra Teke türkülerinin ezgisine yakın bir ezgiyle türküler seslendirilmiş.

   On altı yıldan bu yana yapılmakta olan “Göcek’ten Pırnaz Yaylasına” isimli, dört gün sürecek etkinlik kortej yürüyüşü Göcek meydanındaki kutlamalarla 04.07.2019 Perşembe gecesi başladı. Yöresel kıyafetleri ile korteje katılan yörük dernekleri renkli görüntüler oluşturdu.

   BATI TOROSLARIN EN BÜYÜK YAYLA GÖÇÜ

   100 km'ye yaklaşan yürüyüşümüzde, zorlu parkurlar olsa da, doğanın farklı renklerini hayran hayran izleyerek, kokusunu içime çekerek, keyifle yürüdüm. 

   CHP Milletvekilleri Özgür Özel, Veli Ağbaba, Burak Erbay, Suat Özcan, Süleyman Girgin, Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, Türk Halk Müziği Sanatçısı Sümer Ezgü, Opera Sanatçısı Yunus Kırılmış vb. nice sanatçı ve yerel yöneticilerle birlikte yürüyüşümüz göçümüz şenlendi, renklendi.

   Etkinlik yörüklerin öz kültürünün geleceğe yansıtılması bakımından çok önemli. Yürüyüşe Fethiye ilçesi Göcek’lilerin yanı sıra farklı illerden de katılımlar gerçekleşti. Yeni insanlar tanıdık, sohbet ettik, paylaştık.

   Geçmiş dönem CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir; "Bizler burada yüzyıllardır süren bir geleneğin temsilcileriyiz. Yörük göçü sadece bir göç sadece bir yürüyüş değildir. Orta Asya’dan Anadolu’ya büyük bir demokrasi ve hoşgörü yolculuğudur." ifadesindeki gibi demokrasi ve hoşgörü yolculuğuna katılmaktan, geleneğin bir parçası olmaktan her katıldığımda büyük mutluluk duydum.16 yıldan bu yana düzenlenen yürüyüş hem kültür gezisi, hem doğa ile iç içe kaynaşmayı sağlıyor. Yürüyüşe ilgi her yıl artıyor.

   Büyük bir heyecanla katıldığım yürüyüşte yeni dostlar edinmek, yeni bilgiler ve deneyimler sayesinde doğanın bedenimi ve ruhumu kucaklayışıyla insan şifa buluyor.

   Toroslardan 2800 m den. kar kuyularından getirilen kar, pekmezle birlikte karılarak şerbet yapılır. Yörüklerden Kar Şerbeti içtim. Bu geleneğin yaşatılması hem kültürümüz ve hem de sağlıklı yaşamımız açısından önemlidir.

   Dört gün süren yürüyüşün belli etaplarında konaklıyoruz. Konakladığımız yerlerde hem dinleniliyor hem de eğleniyoruz. Yörük atalarının yaylaya (yaylak) çıkılan eski göç güzergâhını takip ederek yürüdük.  Onların gittiği yollardan gittik. Konakladıkları yerlerde dinlendik ve soğuk suların başında tıpkı ataları gibi eğlenerek, sohbetler yaptık. Eskileri anarak yol aldık.

   Doğa sevgisinin yoğun yaşandığı yayla yolculuğunda, küresel ısınma ve içilebilir su kaynaklarının özenle korunması gerektiğini daha iyi anlıyorsunuz..

   100 kilometrelik 16. Göcek-Gürsu-Pırnaz Yayla Yolculuğuna hadi voyn dedim, bu yılda keyifle yürüdüm…

   Aydan yaylalarda, dağlarda…

   Doğayı seviyorum. Yörük kültürünü, hayata bakışlarını, insana olan sevgilerini, paylaşımlarını önemsiyorum.

   Her yıl gelişen ve katılımın arttığı yayla yürüyüşü boyunca, Kızıldere, Karanfilli, Gürsu Köyü, Pırnaz Köyünden geçtik. Anlatılanlara göre; Göcekliler'in yaylası (Pırnaz'da) olarak bilinen Göcek içi mevkisinin varış noktası olması dolayısı ile "Göcek’ten Pırnaz Yaylasına" adı verilmiş. Pırnaz'ın batısında bulunan Göcek içi mevkisinde Göcekliler'in evleri bulunuyor. Burası kışın kar yağarsa kar eğlenceleri için, yazında beş aya yakın süreli kalınan bir yerleşim yeriymiş. Ardıç, Pıynar ve Çam ormanlarının içinde nadide yerlerden birisiymiş.

   Düzenleme Komitesi Başkanı eski CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir, ''Yürüyüşteki temel amacımız bu geleneği yaşatmak, atalarımızı torunlarımıza anlatmak. Ancak bunun yanında güncel sorunlara da dikkat çekmeye çalışıyoruz. O nedenle birkaç yıldır da çevre sorunlarına dikkat çekiyoruz. Küresel ısınmaya karşı duyarlılığı diri tutmaya ve doğayı tanıtmaya çalışıyoruz.'Atalarımızın yüzyıllardır yaptığı bu yayla yolculuğunu yaşatarak onları anıyoruz ve o zamanki şartlarda doğa zorluklarını çekerek nasıl yaşadıklarını hissediyoruz” dedi.

   Çadırda konaklamayı seven, “100 km yürüyebilirim” diyen yörük kültürünü tanımak ve yaşamak isteyen, doğa aşığı herkesi bekliyoruz. İlk kez 2012 yılında katıldığım bu etkinlik vazgeçilmezim oldu.

   Bu geleneğin yaşatılması hem kültürümüz ve hem de sağlıklı yaşamımız açısından önemlidir. Anadolu kültürünün yaşaması için sürdürülen yürüyüşün onunda eskiden yapılan birçok yarışmalar, aktiviteler de gerçekleştiriliyor. Yürüyüşümüzün son günü Tekeye özgü olan Altın Sipsi yarışması gerçekleşti.

   Derler ki; "Yörük Göçünün sonu, yani vuslata eriş, yaylaya varış günüdür... Yaylaya varan yörüğün keyfi yerine gelir, yârine kavuşan sevgili gibi...."

   Beşkazanın doğu ucu Pırnazdayız... Prof.Dr. Nurettin Demir öncülüğünde Perşembe günü başladığımız yörük göçü neşeyle, şenlikle 08.07.2019 Pazartesi günü sona erdi...

   Atatürk "Ey ağalar beyler, Toroslara çıkın bir bakın. Nerede kara bir Yörük çadırı görürseniz, dumanı da tütüyorsa dünyada hiç bir güç bizi asla yenemez" demiştir.

   Atatürk’ün Yörüklerle ilgili bir sözü daha var: “İnsanlık, eski Mısırlarıyla, Yunanistanlarıyla, Romalarıyla ve bunlar bütün bedii eserleriyle ayağa kalksa ve başlarında bugünün kendi verimleri olan bütün medeniyeti, musikileriyle, şiirleriyle, sanatlarıyla ve bütün eserleriyle gözümün önüne dikseler, dikilseler.., benim gözüm, benim duygum, benim sevgim, yine ıssız dağlar başında yanık kavalını üfleyen, yarım çarıklı Türk çobanındadır.”

   Ekilmeyen tarlalarımız, boş ambarlarımız ve hazırcı insanlar olduğumuz sürece özgürlüklerimizden kaybederiz.

   Bu nedenle Atatürk “Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez" demiştir.

   Cumhuriyetin ateşi sönmesin!..

   Katılan dostlara, gönül desteği verenlere, Fethiye Belediye personeline ve katkı koyan herkese sevgiyle, selamla teşekkür ederim….

   Torosların en büyük yayla göçünde, “17. GÖCEK-GÜRSU-PIRNAZ YAYLA YÜRÜYÜŞÜNDE”  2020 yılında doğa sevdalıları ve yörük kardeşlerimle buluşmak dileğiyle...



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Ayrılık iddiaları üzerine ilk açıklama

Oğuzhan Koç ve Yağmur Tanrısevsin hakkında, geçtiğimiz hafta dört yıl süren ilişkilerinin bittiği yönünde haberler çıkmıştı. Koç ve Tanrısevsin, sosyal medya hesabından iddialara yanıt ve...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

İşte çiğ tüketmemeniz gereken besinler

Günümüzde çiğ yiyeceklerin tüketimi giderek artıyor. Birçok kişi sebzelerin çiğ yenmesini öneriyor. Ancak bu durum her sebzede geçerli olmayabiliyor. Hatta sebzeler dışında da çiğ tüketilmemesi gereken yiyecekler bulunuyor. İşte asla çiğ tüketmemeniz gereken besinler…

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR