Yukarı
4

Aydan Tuncayengin

Seçim sersemi olduk!

23 Ocak, 2019

   Ülkede sürekli bir seçim havası var!

   2014 yılıyla beraber uzun ve oldukça hızlı seçim rallisi yaşıyoruz.

   İktidarın ülkeyi sık sık seçim atmosferine sokmasının amacı on yıllık seçim hedefleriyle siyasal denklemi tamamen değiştirmek…

   On yılda peşpeşe yapılan/yapılacak yerel, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler var.

   Özellikle 2019’da yapılacak üç seçimle beraber AKP iktidarı 2023 planlarına reform takvimi ve seçim takvimi ile ulaşmayı hedefliyor.

   Ülkenin gerginliğinin en büyük etkenlerinden biri seçim takvimidir.  Bu hissiyat bilerek sürekli olarak ayık tutuluyor. Bir seçim bitiyor, biri geliyor, o bitiyor ve yaklaşan seçim konuşuluyor. Ve her seçimin ne kadar önemli ve geri dönüşü olmayan bir viraj olduğu işleniyor. Kutuplaştırıyorlar, ötekileştiriyorlar, kimseye manevra sahası bırakmıyorlar. Kendinden olmayana hakaret eden, yasa tanımayan, biat dışında bir duruşları olmayan, sürekli başkalarını suçlayan bir kötülük vesveseleri içinde iktidarlarını sürdürüyorlar.  

   Her seçim atmosferi olduğunda, seçime yaklaşan aylar içerisinde popülizm vitesini yükseltiyorlar.

   Reformla seçim takvimi arasında sıkıştırılan ülkenin geleceğini istikrarsızlığa teslim ettiler. Siyasal sistemi anayasa üzerinden yeniden yapılandırmayı planlayan iktidarla “OHAL’in 3.evresine giriyoruz!”

   Ülke özellikle OHAL ile gaz odasına dönüşmüş siyasete hapsedildi.

   Anayasa ve hukuk dışı işlem ve eylemleri meşrulaştırma aracı olarak kullanılan OHAL, seçimleri kazanmak için sürekli kullanılıyor! OHAL, üçüncü evresinde seçimleri kazanmak için de kullanılmaya devam edilecek.

   Her zamanki gibi kişi ve parti güdümü altında devlet olanakları ve organları seferber edilecek. En önemlisi de ‘sandık hâkimiyeti’ elde tutulmaya çalışılacak.  

   Peş peşe yaşanan seçimlere rağmen biz hala 2019 yılında seçim güvenliği üzerine konuşmaya devam ediyoruz. Dünya başka şeyleri konuşurken seçim güvenliğini konuşmamız ne utanç verici değil mi?

   Kişi güvenliğinden, seçim güvenliğine kadar uzanan ve geniş bir yelpazeyi kapsayan toplumsal hayatımızda bizler aranma, yakalanma ve tutuklanma bakımından özgürlük ve güvenliğe sahip değiliz.

   Asgari iş güvencelerinden yoksunuz. Verdiğimiz oyların sonuçlara yansıyacağına inanmıyoruz. Güvensizlik ortamı içinde yaşadığımız siyasal toplumda ne insan hakları ne de demokrasiden söz edebiliriz.

   2019 Mart seçimlerine ne pahasına olursa olsun kazanmaya odaklı düzenleme ve uygulamalara karşın, seçim güvenliği üzerindeki soru işaretleri giderilebilmiş değil.

   Stalin’in “Oyları vermek önemli değil, kimin saydığı ve sayanları kimin izlediği önemlidir!” dediği bu noktada; siyasiler/siyasi partiler parmak boyasız(!) seçim güvenliğini nasıl yönetmeyi planlıyorlar?

   Bir kişinin talimatıyla bütün işler yürüyor. Yerel seçim güvenliği konusunda Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmemesi gibi daha birçok anayasaya aykırılıklar konusu var. Hukukun olmadığı bir yerde, anayasa açıkça ihlal ediliyor.

   Devletin görevi güvenli seçim yapılmasını sağlamaktır. En etkin sahtekârlığı önleme yöntemi olan “parmak boyasını” kullanmayı gericilik olarak ifade eden Sayın Soylu’ya diyeceğim odur ki; parmak boyası sahtekârlara karşı kullanılacak en ilerici yöntemdir!

   Hal böyle olunca demokrasiyi yozlaştıran temel anlayıştan kurtulamıyoruz!..

   YSK’ya güven, Yargıya olan güven yüzde 30’lara düştü.

   YSK, siyasal iktidarın güdümünde olan bir kurul ise halk kime güvenecek?

   Mühürsüz oyları geçersiz sayan YSK’ya resmi kurum olarak güvenmek mümkün mü?

   Siyasi kavganın her gün daha da çirkinleştiği bir ortamda, özellikle başkanlık sisteminin inşa edildiği bu dönemde, önümüzdeki seçim takvimi 24 Haziran seçimlerinden daha da önemli bir süreci işaret ediyor.

   2019 seçim süreçlerinin ülkemizdeki anayasal düzeni değiştirmeye hedefli iktidar açısından birçok sakıncaları var!

   Anayasanın açıkça ihlal edildiği şartlarla ülke sahte seçmen kaydı iddialarından geçilmezken, ahır ve samanlıkta onlarca hayali seçmen,  konteynerlerde 850 hayali seçmen, kimsenin yaşamadığı konutlarda 1670 hayali seçmen ve  “taşımalı” onlarca vb. sahte seçmen tespit edildiği ifade ediliyor…

   Seçim sonuçlarının bu koşullarda dürüst olması mümkün mü?

   Parmak boyasına geri dönüş sahtekarlığı çözer mi, çözer!..

   YSK yandaş hakem ise her zamanki gibi bu seçimden muhalefet partileri başarılı çıkar mı?

   Ayrıca işin içerisine baktığımızda mühürsüz oyların meşru sayılması, güvenlik görevlilerinin sandık başına davet edilmesi ve sandıkların taşınması gibi kritik düzenlemeler de var.

   Parmak boyasını kaldıranlar bu güvensiz ortamı hazırlamış olmadı mı?

   Kör dövüşünde seçim yapılır mı? Bu tablo seçim güvenliğine uygun mu?

   Kamuoyunda seçim güvenliğine ilişkin artan bir endişe varken, 2019'da seçim güvenliği nasıl sağlanacak?

   YSK üyelerinin görev süreleri boşuna mı uzatıldı? Yaptıkları şeyler boşuna değildir. Yerel seçimlerde yine her türlü yolsuzluğun olacağı şimdiden belli değil mi?

   İstedikleri yerlere istedikleri seçmenleri kaydırdılar… Binlerce hayali seçmen yaratıldı.

   31 Mart' ta gerçek seçim falan olmayacak!..

   Bu durumda seçim bir illüzyondur. Seçimi olmayan seçimlere katılmak sadece iktidarı aklamaya yarar.

   2015 yılından bu yana seçimlerin sonucunun önemi kalmadı. Mümtaz Soysal’ın sözlerini hatırlayalım: “Anayasaları yaşatan, içlerindeki sözcükleri değil dışarılarındaki hayattır.” Toplum anayasaya sahip çıkarsa, toplumsal sözleşme yapılırsa o ülkenin anayasası vardır!..  “Askıda” olan anayasa, anayasa değildir!..  

   Seçim diğer seçimler gibi eşit koşullarda yapılmayacak… Ortaya bir sandık, güya insanlar sandığa gidiyorlar, önceden belirlenmiş olan sonuçlar hemen ilan ediliyor. Seçim(!) dedikleri bir oyun, halk da oyunda piyon rolünde!.

   Artık demokrasinin bir anlamı kalmadı. Halen Arafta’yız. Ekonomi 2019’a gerileyerek girdi.  Yerel seçime kadar ekonomi ve siyasette en kötü günler bizi bekliyor.

   Binali Yıldırım 'Seçimler Siyasi Faaliyet Değildir' diyor. Sayesin seçimlerin ticari faaliyet olduğunu öğrendik. Zaten bizler de yurttaş filan değiliz. Ticari ürünüz…

   Deve kuşuna “uç” demişler “ben deveyim” demiş. O zaman “koş” demişler. “Ben kuşum” demiş. Ne güzel, herkes işine geldiği gibi davranıyor…

   “Yağ satarım bal satarım, ustam ölmüş ben satarım” oyunundaki gibi, dönüp duruyoruz aynı yerde, aynı kişilerleyiz…

   Siyasetçilere güvenmiyorum…

   Yıllardır aynı teraneleri dinlemekten,  bölünmüşlükten, savaş siyasetçilerinden, çocuklarımızın hayatlarının sorumsuzca rehin bırakılmasından, depresif siyasi iklimlerden, kötü kalpli/çirkin insanlardan, seçim bataklığına sürüklenmekten bıktım.

   Yurttaşları seçim sersemi yaptığınız gibi ekonomiyi de resesyona teslim ettiniz.

   “Yerli ve Milli!” enkazınızla övünebilirsiniz...



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Büşra Pekin evleniyor

Adını Çok Güzel Hareketler'in ilk bölümlerinde duyurmayı başardıktan sonra çeşitli projelerde yer alarak yıldızını parlatan Büşra Pekin, uzun süredir birlikte olduğu Ersay Üner ile evleni...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Halsizlikle başa çıkmanın yolları

​Özellikle genç yaştaki insanlarda sık sık görülen halsizlik dikkate alınmayan bir hastalıktır. Ancak uzmanlar halsizliğe ciddi hastalıkların neden olabileceğini söyledi. Peki halsizlik neden olur ve belirtileri nelerdir? Halsizliğe iyi gelen besinler nelerdir?

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR