Yukarı
35

Alpay Kandemir

Siyaset duruş ister

17 Eylül, 2018

   Siyasi hayatını, geleceğini, menfaatlerini, sağlama alma yolunu, birilerinin emrine girerek, ona dalkavukluk yaparak bulan insanlar, her zaman var olsa da son zamanlarda salgın bir virüs gibi çoğalarak zaten çok sorunlu olan ülkemiz siyasetini zehirlemeye, kirletmeye devam etmektedirler. İnsanların “yalakalığa” eğilimi, zayıflığından ve cahilliğinden kaynaklanır, çünkü Dürüstlüğün ve şerefin yükü ağırdır.

   Onurlu insanlar hep aynı çizgide yürürler. Bu yüzden duruşları hiç bozulmaz.

   Yanlış bildiğin yolda herkes ile yürüyeceğine, doğru bildiğin yolda tek başına yürümek daha iyidir; daha hayırlıdır.

   Daha önceki yazılarımda bu tip asalak siyasetçileri yazmıştım. Bugün siyasette olması gereken ve herkes tarafından kabul gören ama uygulama konusunda büyük bir kesimin tercih etmediği “DİK DURUŞ” konusuna değinmek istiyorum.

   Ülkemizin, gerçeği gibi doğru söyleyen insanları ötekileştirdiğimiz, el etek öpmeyen, yağcılık yapmayan, doğruları söyleyen, düşündüklerinin arkasından giden, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen ve bu görüşlerinde ısrarcı olup, bir duruş sergileyen insanları da hiç ama hiç sevmeyiz.

   Siyasetteki koltuk ve makam sahipleri,  siyaset yaptıkları insanları, kendileri gibi düşünmek zorunda bırakmış, kendileri ile beraber hareket edecek, her istediklerine evet diyecek, eleştirmeyecek, karşılarında fikirlerini bile beyan etmeyecek, önlerinde el pençe hazır ol vaziyette duracak, omurgasız insanları çok severler ve tercih ederler.

   Sonra, bunun adına ekipçilik, yol arkadaşlığı diyecekler. Bir de herkesin kendileri gibi düşünmesini ve beraber hareket etmesini isterler. Onlar gibi düşünmeyen, eleştiren, yaptıkları işleri sorgulayanları aralarında istemezler. Onlara muhalif kimliği biçerek ötekileştirmeye başlarlar.

   Asıl komedi ise, her ortamda demokrasiden, katılımcılıktan bahsederken, demokrasi şövalyeliği şovunu da yapmaktan vazgeçmezler.

   Kendileri lehine kontrol edemeyecekleri insanlar; gün gelip bir gün, parti içinde bir yerlere talip olduklarında, sanki kendilerinden başka birilerinin bir göreve talip olması gibi doğal bir hakkı yokmuş gibi;  sözde demokrasilerini rafa kaldırmaktan, o insanları yok etmek için ellerindeki gücü kullanmaktan asla tereddüt etmezler.

   Dar siyasi kadrolar ile geniş kesimleri kucaklamaya çalışırlar ama sağdan ve soldan saydıkların da, hep aynı isimler ve kişiler ile yürümenin kendilerine verdikleri zararın farkında olmazlar ve görmezler.

   Çünkü bazen siyaset yapılan coğrafi bölgenin yapısı veya kültürü nedeni ile partinizin gücü sizden çok fazladır. Parti adayı olmak çoğu zaman yeterli olsa da, bazen güç zehirlenmesi ve EGO ile beraber duvara toslamamak da imkansızdır.

   “DİK DURUŞ” sergilemenin iki türlü sonucu vardır. Cevap çok basittir. Ya kazanırsın, ya kaybedersin!… Tabi kaybetmeyi göze alacak baba yiğit varsa ve neredeyse!

   Doğru olmadığını bilerek, sırf kendi menfaatlerine zarar gelmesin diye doğruları görmezden gelerek, yanlışa doğru diyen siyasetçilerin, büyük kesimi bugünler de maalesef baş rolleri kapmış olarak görülmektedirler.

   Birde her dönemin adamları vardır. Asıl tehlikeli olanlar ise bu tür insanlardır. Asla taraf olamazlar, ( taraf olmayan bertaraf olur) dik duramazlar, herkese mavi boncuk dağıtır, gidene ağam gelene paşam deyip, kendi kervanlarını yürütmeye çalışırlar ve de sayıları hiç küçümsenmeyecek kadar da çoktur.

   Bunlarda duruş yoktur; Amaç sadece kendi kazanımlarını ve çıkarlarını korumaktır, aslında erk’in kimin olduğunu, doğrunun, hakkın ve Adaletin ne olduğunun, onlar için hiçbir önemi yoktur. Bu kavramlar onlar için sadece Türk Dil Kurumunun birer sözcüğünden ibarettir.

   Dün söyledikleri onca olumsuz cümlelere rağmen, bugün yalakalık yapmaktan asla vazgeçmezler. Bugün evet dediklerine yarın hayır diyerek ortaya müthiş bir manzara resmi koyarlar. Rüzgar ne taraftan eserse o yöne savrulurlar. Bugün kişisel çıkarları için taptıklarına, yarın erk’in değişmesi ile isyan etmeleri kaçınılmazdır.   

   Ülkemizde siyaset maalesef bu profilde yapılmaktadır. Onun için bütün kamuoyu yoklamalarından çıkan en düşük güvenoyu ortalaması siyasetçilerindir.

   Bence sorun, BIRAKMASINI BİLMEMEKTEN GEÇİYOR. Değişim diyenlerin değişime kendilerinden başlamamaları, doldurdukları koltuklarda bir ömür geçirmeleri ve değişim taleplerinin kendilerine geldiğinde ise ne kadar çirkinleştiklerini hep beraber görmekte ve izlemekteyiz.

   Bunların derdi ne TÜRKİYE, ne, CHP si, ne Genel başkan, ne de ekonomik kriz, tek dertleri Koltuklarını sağlama almak için pazarlıklar yapmak; Öncelik ile tabandan başlayıp tavanda bitecek bir değişime razı olmak yok, duruş yok, örnek olmak yok, yaptığı işin arkasında durmak yok, attığı imzanın arkasında durmak yok, yaptığı hataların bedelini ödemek yok, günü kurtarmak için, herkese gider yapmak, kendinden başka herkesi suçlayarak, hatasız kulu oynamak, ilkesizliğin ve duruş eksikliğinin en büyük örneğidir.

   CHP sini kamuoyu ve medya kuruluşları önünde tartışmak, suçlamak, kavga etmek, bölmek, yıpratmak, itibarsızlaştırmak ve buna benzer hareketler yapmanın, kendi çıkarlarından daha önemli olmadığı izlenimi, parti tabanının tamamında oluşmuştur. Kavganın kazananı olmaz, ya kaybedersin ya da daha çok kaybedersiniz, egonuzu kontrol edemediğiniz sürece, o sizi kontrol etmeye devam edecek. Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa asla mutlu olamazsınız.

   Siyasetçi, yaptıkları icraatların bedelini ödeyemiyorsa siyaset yapmayacak, bırakmasını bilecek. Yaptığı yanlışların bedelini, görmemezlikten gelerek, sonuçlarını partiye, bazen o yöre halkına, kurumuna, ekip arkadaşlarına ödetmek yerine, istifa etmesini bilecek, çok kullanılmasa bile hala bu Ülkede böyle bir müessese olduğunu hatırlamakta fayda olduğunu düşünüyorum.

   Bırakmasını bilmeyenler, sonuçta siyasi mevta olarak siyaset mezarlığında yerlerini bulacaklardır.

   Sular akıp yolunu bulacaktır. Her şeyin bir zamanı var. Siyasette yanlış yaparak bir yere kadar ilerlenir. Zaman gelir, değişim sizi alır götürür. Geriye eğer bırakmışsanız hoş bir sedanız kalır.

   Yol mu? Yol arkadaşlığı mı? Bence yol arkadaşlığı… Çünkü hangi yola, hangi şartlarda kimin ile çıkacağımızın çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe dönerler, fırıldak olurlar. Aslında siyaset bir gruba dahil olmak değildir. ASİL BİR DURUŞA SAHİP OLMAKTIR…



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Tarkan yılbaşında servetine servet katacak

​Tarkan, 2020 yılına servetine servet katmayı planlıyor. . Geçmiş yıllarda sahneye çıkmak için 1 milyon TL talep eden Tarkan yılbaşı akşamı Kıbrıs'ta ücretini yüzde yüz arttırarak 2 milyo...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Evde çiçek bakımının püf noktaları

​Çiçek bakmak kolay bir işmiş gibi görünse de aslında oldukça zordur. Eğer evinizde baktığınız çiçeklerin ölmesinden şikayetçiyseniz, bu püf noktalarını uygulayarak daha uzun yaşamalarını sağlayabilirsiniz. İşte çiçek bakımının önemli kuralları...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR