Yukarı
27

Sabahattin İzcioğlu

'Hayat devam ediyor...'

26 Ekim, 2016

Ceyhan ovasında dağların arkasından etrafında tatlı turuncu renkler saçarak altın sarısı renginde koca bir tepsi büyüklüğünde doğan güneşin verdiği güven, umut, sıcaklık bile  acılı,  hüzünlü haberlerinin üzüntüsünü gideremediği bir sabah da Hatay ilimize yolculuğumuz  devam ediyordu.  Geçtiğimiz hafta sonu, insanların ‘’ orada ne işiniz var’’  dediği halde Hatay’a düzenlenen geziye katıldım.

Adana üzerinden devam eden yolculuğumuzda, İskenderun’un  hala geleneksel yiyecekleri sunan deniz kenarında bir lokantada sabah kahvaltısı güzeldi ama 1975 yıllarında gördüğüm İskenderun’dan eser kalmamış, o dönemin en büyük yapısı ve binası olan Sovyetlerin kurduğu Demir Çelik Fabrikasının beton binaların arasında kalması, bu bölgenin de  betonlaşmadan nasibini aldığını gösteriyordu. Doğal olarak yaylalarda, dağlarda ki yeşillikler arasına bile evler yapılması, zeytinlikleri, meyve ağaçlarını yok denecek kadar azaltmış. 

Hatay’ın bu günlerde övüneceği tek şey yeni bir müzeye kavuşmaları olmaları gerek. Muazzam mozaikler, kazılarda bulunan hala canlı gibi duran Kral, Tanrı heykellerini, bu kadim topraklarda ki tüm medeniyetlerin yaşam izlerini bu müzede görmeyen bu ülkede yaşıyorum demesin. Ne yazık ki Asi Nehrinin kirli görünümü, ne nehrin Asiliğine ne Hataya yakışmıyor, rengi aynı bizim K. Menderes gibi. Bir de koca Hatay’da da sanki hava alanı yapılacak başka yer yokmuş gibi Amik ovasının ortasına yapılan bu hava alanı yoğun yağmurlarda sorun olduğu söyleniyor. Suların çağladığı, renkli, hareketli Harbiye’nin eski hareketliliği kalmamış gibi. Hatay merkezde insanlar rahat, kağıt kebaplarını, künefe tatlılarını yiyor, gençler Asi kenarına paralel caddelerde sonbaharın ılık, sıcak tadını çıkarmaya çalışıyorlar. Geri Adana dönüşünde kısa sürede, Bir seferde 36 bin kişinin ibadet edebileceği Sabancı Camisini görmeden olmaz idi, bir de Mustafa Kemal’in geldiğinde Adana kaldığı ev ve içindeki eşyalar  o dönemin gazeteleri, fotoğraflar, yazılı anlatılar tüm ziyaretçileri etkilememesi mümkün değil. Adana’dan sonra uğradığımız Tarsus, yeni yapılan yüksek binaların yanında eski dağınık yerleşim yerleri ile büyük bir kent olmuş. Tarsus’ta Rehberimizin ilk götürdüğü yer kilise üzerine yapılan Ulu Camii ve yanındaki Bedesten’den sonra son anda jilet olmaktan kurtarılan, Çanakkale savaşında Çanakkale Boğazını mayınlayan Nusret Mayın gemisi günün en etkileyici gösterisi idi. 1911 de Almanya’dan satın alınan gemi hala görkemli ve zafer kazanmış edası ile ayakta duruyordu. Tarsus’tan mersine geçtiğimizde yüksek katlı binaları, yolları, AVM leri ile  sanki İstanbul’un yarı fotokopisi.  Mersin’in meşhur tantunisini yedikten sonra kıyı bölgesine yakın yerlerden giderek Cehennem çukuruna götüren rehber, bize 30-35 metre derinliğinde, 50-60 metre çapında daire şeklindeki bu cehennem çukurunun dibini girişte müzeye hem de para ödeyerek gösterdi. 

Ne yazık ki gördüğümüz çoğu yerde, yüzyılların tarihi üzerine betonlaşma olduğu yetmiyormuş gibi bazı tarihi yerlerin taşları alınmış yıkılmış yerine inşaat yapılmış, güzelim kalelerin, tiyatroların etrafında çarpık çurpuk binalar ile yerleşim yerleri olması üzüntü verici. Rehberler, her yerden tarih akan bu bölgede ya gösterecek yer bulamıyorlar yada gerçekten yok. Ayrıca en üzücü yanı da bütün şehirler tıpkı birbirinin aynısı olmuş, ha Ankara’nın, İzmir’in, İstanbul’un yeni yerleşim bölgelerinde yapılmış yüksek binaların olduğu yere gitmişsiniz ha da Adana, Mersin, Hatay gibi şehirlere gitmişsiniz. Aynı tip caddeler, AVM ler, çarşılar, bildik uluslar arası mağazalar. Yani o her ilin kendine özgü yapısı, tarihi, kültürü, değerleri yok olmaya yüz tutmuş gibi. Tek teselli, eğer kendine has, tam tadında, Hatay’ın kağıt kebabını, künefesini, Adananın kebabını, şalgam suyunu, Mersin’in tantunisini yapan bulursanız ancak yiyebilirsiniz. Ama sadece yiyecek bir şeylerle, insanlık için, gelecek için, tarihi için yeterli mi?  Hiçbir olaya, duruma rastlamadan gittik geldik, her şeyi ile buralarda da ‘’ hayat devam ediyor.’



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Banyo sahnesi geceye damga vurdu

Oyuncu Sinem Kobal rol aldığı Yüz Yüze dizisindeki cüretkar banyo sahneleriyle dikkatleri üzerine çekti. Uzun bir süredir ekranlarda olmayan Sinem Kobal, sessizliğini Yüz Yüze dizisiyl...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

"Toplu taşımada yaşlılara yer vermeyin"

İngiltere'deki Oxford Üniversitesi’nden bir profesör, yaşlı insanların oturmak yerine ayakta durmaya teşvik edilmesinin beden sağlıkları için daha iyi olduğunu açıkladı.

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR