Yukarı
12

Mehmet Atak

Erbaş!

10 Kasım, 2018

   1961 yılında Ordu’nun Kabadüz İlçesi Yeşilyurt Köyünde doğdu. İlkokulu Yeşilyurt Köyü İlkokulunda okudu. 1980’de Sakarya İmam-Hatip Lisesi’nden, 1984’de ise Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu.

   Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde 1987’de Yüksek Lisansını, 1993’te ise Dinler Tarihi Anabilim Dalında doktorasını tamamladı.

   Devletin parasıyla Paris’te Centre George Pompidou ve Sorbonne Üniversitesi kütüphanelerinde Dinler Tarihi ve Din Bilimleri alanında araştırmalar yaptı. Daha sonra bir yıl boyunca Strasbourg Beşerî Bilimler Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak alanıyla ilgili araştırmalar yaptı.

   Kasım 1998’de Doçent, Ocak 2004’de Profesör oldu. Çeşitli üniversitelerde çeşitli akademik görevlerde bulundu.

   08 Haziran 2017 tarihi itibariyle Yalova Üniversitesi Rektörlüğüne atandı.

   17Eylül 2017 tarihinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’na atandı.

   Yani, 3 Mart 1924 tarihinde Şer’iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Atatürk’ün desteğiyle kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'na atandı.

   Anayasamızın 136’ncı maddesine göre Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevi; “lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmektir.”

   Prof. Dr. Ali ERBAŞ’tan bahsediyorum. Ordu’nun bir köyünde doğup Diyanet İşleri Başkanı olabilen Prof. Dr. Ali ERBAŞ aslında bir Cumhuriyet mucizesidir. Çünkü Cumhuriyet olmasa Diyanet İşleri Başkanı olabilir miydi? Örneğin, Osmanlı zamanında bırak Yeşilyurt köyünü, Ordu’da doğup Şeyhülislam olabilmiş kimse var mı tarihte?

   Kendisi 1961 yılında doğmuş ve bu ülkenin güzide okullarında okumuş, hatta bizim paramızla Fransa’da araştırmalar yapmış ve bugünkü makamına gelmiş. Demek ki, bu ülkede din de varmış, din eğitimi de varmış.

   İşte bu Ali Erbaş yönetimindeki Diyanet İşleri Başkanlığı dünkü Cuma hutbesinde, Cumhuriyetimizin kurucusu ve banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölüm yıldönümünde anmadı iyi mi?

   Gördüğümüz kadarıyla; Ordu, Sakarya, İstanbul, Yalova ve Ankara Sayın Erbaş’ın hayatında önemli şehirler. Emrindeki camilerde bırakın kendisinden bahsetmeyi, bir Fatiha’yı bile çok gördüğü Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşları olmasaydı, bu iller arasında pasaportsuz ve vizesiz gezebilir miydi acaba?

   Savaşı emperyalistler kazansaydı, bu gün camilerde özgürce Cuma namazı kılınabilir miydi, kendisi o cüppeyi giyebilir miydi? Atatürk olmasaydı, Profesör Erbaş, Yunan ordusunda erbaş olabilir miydi acaba?

   Sonuç olarak Atatürk’ün senin anmana ihtiyacı yok kardeşim. Sen zaten anma, ama sayesinde işgal ettiğin o makamı da acilen terk et.

   Şundan eminim ki; 80 sene sonra seni, torunların bile hatırlamayacak ama Atatürk’ü sadece bizlerin değil, tüm mazlum milletlerin çocukları anmaya ve anlamaya devam edecekler.

   Ey Büyük Atatürk,

   Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

   Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

   Ne mutlu Türküm diyene!

   İZMİR, 10 Kasım 2018.



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Şeyma Subaşı’dan güne özel paylaşımlar

Yaz tatilinin büyük bir kısmını İspanya'da sevgilisi DJ Guido ile birlikte geçiren Şeyma Subaşı'dan güne özel kareler. Acun Ilıcalı ile olan evliliğini bitirdikten sonra özel hayatında...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

Gece yemek yeme sendromu nedir?

​Mideyi duygularımız yönetir. Bu sebeple duygu durumunda yaşanan değişimler yeme alışkanlıklarımız üzerinde belirleyici olabilir. Özellikle de duygu durum bozukluklarının tetiklediği gece yeme bozukluğu, akşam aşırı iştah durumu, sabah ise iştahsızlık ve anoreksia ile kendini belli eder...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR