Yukarı
298505

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AB liderlerine mektup

30 Eylül 2020 10:55

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) kurumlarının başkanlarına ve üye ülkelerin liderlerine mektup göndererek, Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusuna yaklaşımını ve sorunların çözümüne yönelik önerilerini aktardı. Erdoğan, "Türkiye Doğu Akdeniz’in, tüm tarafların işbirliği yaptığı, hidrokarbon kaynaklarının hakça ve adil şekilde paylaşıldığı, barış ve istikrarın hüküm sürdüğü bir işbirliği bölgesi olmasını arzu etmektedir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) dışındaki AB üyelerine gönderilen mektupta, Türkiye-AB ilişkileri ve bu ilişkilerin ilerlemesinin Türkiye için her zaman öncelik taşıyan konuların başında geldiğini ve süreçle ilgili AK Parti iktidarı döneminde çok önemli mesafeler katedildiğini belirtti. Erdoğan, "İlişkilerimizin 60 yılı aşan geçmişinde tabiatıyla zorlu sınamalar da yaşanmıştır. Son dönemde, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler nedeniyle ilişkilerimiz yeni bir sınamayla karşı karşıyadır. Bu mektupla sizlere, Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusuna yaklaşımını ve sorunların çözümüne yönelik önerilerini aktarmak istiyorum. Doğu Akdeniz politikamızın iki ana hedefi vardır. Birincisi, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının uluslararası hukuka uygun olarak, hakça ve adil biçimde sınırlandırılması ve kıta sahanlığımızdaki egemen hak ve yetkilerimizin korunmasıdır. İkinci hedefimiz ise, Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs Adasının eşit ortağı olarak, Adanın hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit hak ve çıkarlarının garanti altına alınmasıdır. Bu hedeflerimiz çerçevesinde Türkiye Doğu Akdeniz’in, tüm tarafların işbirliği yaptığı, hidrokarbon kaynaklarının hakça ve adil şekilde paylaşıldığı, barış ve istikrarın hüküm sürdüğü bir işbirliği bölgesi olmasını arzu etmektedir. Kömür ve çeliğin AB’nin çıkış noktasını oluşturduğu gibi, hidrokarbonun Kıbrıs’ta çözüme ve büyük AB’nin oluşumuna temel oluşturmasını diliyoruz" dedi.

'GKRY, KIBRIS TÜRKLERİNİ YOK SAYDI'

Erdoğan, Doğu Akdeniz’de devam eden gerginliğin müsebbibinin Türkiye değil, Yunanistan ve GKRY olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bugün geldiğimiz duruma Yunan-Rum ikilisinin Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini yok saymaları, tek yanlı adımlar atmaları, oldu-bittiler yaratmaları ve AB’nin buna 2003 yılından beri seyirci kalması yol açmıştır. Kıbrıs meselesi çözülmeden AB’ye üye yapılan GKRY, Kıbrıs Türklerini yok sayarak 2003, 2007 ve 2010 yıllarında komşu ülkelerle deniz sınırı anlaşmaları yapmış, 2007 yılında ruhsat sahaları belirlemiş, uluslararası ihaleler açmış ve 2011 yılında ilk sondajını gerçekleştirmiştir. Yunanistan ise GKRY ile birlikte, Türkiye’yi Antalya körfezine hapsetmeyi hedefleyen, maksimalist deniz sınırı iddialarını (Sevilla Haritası) AB’yi kullanarak Türkiye’ye kabul ettirmeye çalışmış ve bu sınırların ulusal ve AB’nin dış deniz sınırları olduğunu iddia etmiştir. Yunan/Rum ikilisi bunlarla da yetinmeyerek, Türkiye ve Kıbrıs Türklerine karşı Doğu Akdeniz Gaz Forumu adı altında bir mekanizma teşkil etmiş, ayrıca bölge ülkeleriyle Türkiye karşıtı üçlü ve dörtlü işbirliği mekanizmaları kurmuştur. Türkiye ise Doğu Akdeniz’de hem kendi, hem de Kıbrıs Türklerinin haklarını korumak için diplomasiye ağırlık vermiş, ancak diyalog ve işbirliği çağrılarımız sonuç vermeyince, sahadaki adımlarını 7 yıl bekledikten sonra 2018 yılında atmaya başlamıştır."

'TÜRKİYE HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERMEYE HAZIR'

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarının uluslararası hukuka uygun olarak hakça ve adil şekilde sınırlandırılmasını savunduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: 

"Bu amaçla Yunanistan ile önkoşulsuz olarak diyaloga hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Bu çerçevede gerginliğin azaltılması için NATO Genel Sekreterinin deniz ve hava unsurlarını ayrıştırma girişimine de başından itibaren destek verdiğimizi dikkatinize getiririm. Diğer taraftan Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumlarının, yıkılan Kıbrıs Cumhuriyetinin ortak kurucuları ve Adanın ortak sahipleri olarak hidrokarbon kaynakları konusunda, hakça gelir paylaşımı dahil bir işbirliği mekanizması tesis etmeleri gerekir. Böyle bir işbirliği mekanizmasının kurulması için, Kıbrıs meselesinin çözümünü beklemeye gerek yoktur. Zira Ada’daki her iki taraf da belirlediği ruhsat sahalarında uluslararası petrol şirketleri aracılığıyla faaliyet göstermektedir. Bu faaliyetlerin durmasına veya devam etmesine ancak Ada’daki iki halk birlikte karar vermelidir. Ayrıca, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Türkleri dâhil tüm tarafları bir araya getirecek, kapsayıcı bir enerji işbirliği forumu kurulmasının son derece yararlı olacağına inanıyorum. Türkiye bu yönde atılacak adımlara her türlü desteği vermeye hazırdır." 

'DİYALOG VE İŞBİRLİĞİNE HER ZAMAN HAZIR OLDUK'

"AB’nin bu düşüncelerimize destek vermesini, aday ülke Türkiye’ye karşı takındığı yanlı tutumu terk etmesini, Yunanistan’ın ve GKRY’nin maksimalist tezlerine koşulsuz, haksız yere destek vermemesini temenni ediyorum" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"AB’nin ülkeme karşı aldığı bu yanlı tutum, AB müktesebatına ve uluslararası hukuka aykırıdır.  Bu yanlı tutum çözümü zorlaştırmakta, gerginliği arttırmakta ve Türkiye-AB ilişkilerine, birçok alandaki ortak menfaatlerimize zarar vermektedir.  Bizim AB’den beklentimiz tarafsız kalması, herkese eşit davranması, diyalog ve işbirliğini desteklemesidir. Yukarıda bahsettiğim adımlar atılmadan Türkiye ve Kıbrıs Türklerinden Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerini durdurmalarının istenmesi, haksız ve adaletsiz bir taleptir. Öte yandan bu konuda Temmuz ayı sonunda AB Dönem Başkanı Almanya’nın ricası üzerine sergilediğimiz iyi niyetli tutuma Yunanistan 6 Ağustos’ta Mısır’la imzaladığı sınırlandırma anlaşmasıyla karşılık vermiş ve güvensizliği artırmıştır. Doğu Akdeniz ülkeleri hidrokarbon programlarını ve faaliyetlerini hızla devam ettirirken, Türkiye’ye karşı şer ittifakları sürerken, Kıbrıs Türkleri yok sayılırken, Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye’nin kendi karasularına hapsolmasını kimse beklememelidir. Biz diyalog ve işbirliğine her zaman hazır olduk. Bize AB üzerinden empoze edilmeye çalışılan maksimalist taleplere de boyun eğmedik. Hiçbir ülkenin hakkında gözümüz yok. Ancak hem kendi haklarımızı, hem de garantör ülke olarak, Kıbrıs Türklerinin haklarını koruduk ve korumaya devam edeceğiz. Doğu Akdeniz meselelerine adil ve barışçıl bir çözüm bulabilmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için işbirliği ve diyalog desteklenmeli, mevcut krizi daha da ağırlaştıracak adım ve kararlardan kaçınılmalıdır. Bizim samimi arzumuz, 18 Mart Mutabakatının günün koşullarını da dikkate alarak güncellenmesi ve Türkiye-AB ilişkilerinin tüm yönleriyle, ortak çıkarlarımız doğrultusunda aşama aşama ilerletilmesidir. Bunun yolunun ise yasadışı göç, terörizm, ticaret, enerji gibi pek çok farklı alanda ilişkilerimizin müşterek çıkarlarımız için taşıdığı hayati önemin farkında olmaktan geçtiğine inanıyor, bu amaca yönelik değerli desteğinizi bekliyorum."

DHA



Yorumlar

Bu haberde yorum bulunmamaktadir.

Yorum Ekle


Diğer Haberler

Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Alpay Azap, 2021 yılı için uyardı

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, Kovid-19 hastalığının 2020 yılından ...

Usulsüzlük yapan memura ödül üstüne ödül

Mersinb SGK'da usulsüzlük yaptığı iddiası ile uyarı cezası alan ve "Görevi Kötüye Kullanma” iddiasıyla hakkında açılan dava devam eden icra memuru Yasin Y., kuruma müdür yardımcısı olarak...


Türkiye'nin bir cenneti daha doğal park statüsünü kaybetti

Pakdemirli’nin yanıtını değerlendiren Tarhan, “Bu kararla Karadeniz kıyısında 60 km kıyı şeridi olan zengin bir flora ve fauna alanı yok edilecek. Başka ülkeler ellerindeki doğal parkları...

Eski rakibi Çiller'den duygusal açıklama

Eski başbakanlardan Tansu Çiller, rakibi ve koalisyon ortağı Mesut Yılmaz'ın vefatının ardından duygusal bir açıklama yaptı. Çiller, "Biz bütünleşmeyi denedik Mesut Yılmaz’la birlikte. Bu...


Ankara yeniden alarm veriyor

Eylül ayında Türkiye’de en çok vaka artışı yaşanan Ankara’da veriler yine alarm veriyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın artan korona virüsü vakalarına ilişkin yaptığı açıklamalarla g...

CHP Ümraniye İlçe Yönetimi istifa etti

CHP Ümraniye İlçe Başkanlığı Yönetim Kurulu'ndan 14 kişi istifa etti. Böylece ilçe yönetimi düştü. CHP Ümraniye İlçe Başkanlığı Yönetim Kurulu'ndan 14 kişi istifa etti. Böylece ilçe yö...


Bingöl'de korkutan şiddetli deprem!

Bingöl merkezde meydana gelen şiddetli deprem korkuya neden oldu. Saat 11.48'te meydana gelen 4.1 büyüklüğündeki depremin ardından halk panikle sokağa çıktı. Afet ve Acil Durum Yönetim Ba...

İktidarın 3 çocuk sevdası bitmiyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın 12 yıldır dillendirdiği “en az 3 çocuk” önerisinin istatistiklere yansımadığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı programında "doğurganlık hızını...


Emine Erdoğan'ın çantası 'çakma' iddiası

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Fransız mallarına boykot çağrısı sonrası eşi Emine Erdoğan’ın tartışma konusu olan çantalarıyla ilgili 'çakma' iddiası gündem oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip...

SOSYAL MEDYA


MAGAZİN

Berkay, Özlem Ada Şahin’i dinlemedi

Berkay, eşi Özlem Ada Şahin’in “Hediye istemiyorum. SMA hastası küçük Pamir Pekin için bağış yapın” çağrısını dinlemedi, hediye yağdırdı. Berkay, eşi Özlem Ada Şahin’in “Hediye istemiy...

TEKNOLOJİ

EDİTÖR'ÜN SEÇTİKLERİ

İnme riskini yüzde 90 azaltabiliriz

29 Ekim Dünya İnme Günü'ne özel bilgiler veren Dr. Dilcan Kotan, inmede erken müdahalenin hayati bir öneme sahip olduğun vurguladı. Risk faktörü olan hastalıkların önüne geçerek ve uygun tedavilerle inme riskinin yüzde 90 oranında önlenebildiğini vurgulayan Dr. Kotan, corona virüsü etkeni ile ilgili de önemli uyarılarda bulundu...

ÇOK YORUMLANANLAR

ÇOK OKUNANLAR